top of page

Geometrik Desenler ile İslami Geometrik Desenler Kısaca Nedir?

30 May
4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 2 gün önce

Hiç tarihî bir sarayın çinili duvarına, bir caminin kapısına, ya da bir medresenin kubbesine bakıp "Bu çizgiler nasıl bu kadar kusursuz bir araya gelmiş?" diye düşündünüz mü? Ben ne zaman karmaşık bir geometrik desen görsem hâlâ aynı heyecanı duyuyorum. Düz çizgilerin, dairelerin ve açıların birleşip yaşayan bir sanata dönüşmesi, hem zekâ hem de estetik anlayışı gerektiriyor.

Gelin bu yolculuğa, geometrik desenlerin tarihinden başlayarak birlikte çıkalım.


Geometrik Desenlerin Tarihi

Geometrik desenler, insanlığın bilinen en eski ifade biçimlerinden biri. Yazı henüz icat edilmeden önce de insanlar taşa, kemiğe, kile ve dokumaya çizgiler, üçgenler, zikzaklar ve tekrar eden bordürler işlemişti. Güney Afrika'daki Blombos Mağarası'nda bulunan ve yaklaşık 70 bin yıl öncesine tarihlenen çapraz çizgili işlemeler, bu konuda sıkça anılan en eski örneklerden biri.

Düzen fikri, Eski Mısır ve Mezopotamya'da yapıların, mühürlerin ve süslemelerin vazgeçilmez bir parçası oldu. Antik Yunan'da ise geometri, süsleme dilinden bağımsız olarak bir düşünme biçimine dönüştü; Öklid'in "Elemanlar" adlı eseri bugün hâlâ okunan temel kaynaklardan biri. Roma mozaikleri de çokgenlerden ve örgülerden oluşan zengin bir geometrik süsleme dili geliştirdi. İslam sanatındaki geometrik desenler, bu birikimin üzerine yeni bir ruhla kurulacaktı.

Wide angle view of a colorful geometric pattern on a wall
Elhamra Sarayı'nın Mozaik Çini Duvarı-Nadide bir Geometrik Desen sanat örneği

İslam Sanatında Geometrik Desenlerinin Evrilişi

İslam sanatında geometrik desenlerin gelişimi, tek bir anda ortaya çıkmış bir buluştan çok, yüzyıllar içinde olgunlaşan bir süreç olarak anlatılıyor. Yedinci ve sekizinci yüzyıllarda Emevi ve erken Abbasi mimarisinde Bizans, Roma ve Sasani süsleme gelenekleriyle karşılaşılıyor; Kudüs'teki Kubbetü's-Sahra (7. yüzyıl) ve Samarra'nın alçı süslemeleri (9. yüzyıl) bu erken dönemin önemli örnekleri arasında sayılıyor. Bu dönemde desenler daha çok bitkisel ve basit geçmeli geometrik düzenlerle birlikte görülüyor.

Onuncu yüzyıldan itibaren matematikçiler ile zanaatkârlar arasındaki ilişki dikkat çekici biçimde güçleniyor. Bağdat'ta çalışan Ebu'l-Vefa el-Buzcani'nin, zanaatkârların ihtiyaç duyduğu geometrik çizimleri anlatan eseri bu buluşmanın en bilinen göstergelerinden biri. Böylece pergel ve cetvelle yapılan çizimler, yalnızca teorik bir konu olmaktan çıkıp atölyelerin pratik bilgisine dönüşüyor.

On birinci ve on üçüncü yüzyıllar arasında yıldızlı çokgenler, çok kollu rozetler ve birbirine geçen örgüler giderek karmaşıklaşıyor. On dördüncü ve on beşinci yüzyıllarda ise Memlük, Endülüs, Timurlu ve Safevi coğrafyalarında bu dil en zengin hâline ulaşıyor. İsfahan'daki Darb-ı İmam Türbesi'nin 1453 tarihli cephesi, "girih" adı verilen çokgen karolarla kurulan desenlerin en çok konuşulan örneklerinden biri; bazı araştırmacılar bu cephedeki düzenin, matematikte çok sonraları tanımlanan kuasi-periyodik yapılara oldukça yaklaştığını öne sürüyor. Topkapı Sarayı Müzesi'ndeki, 15-16. yüzyıla tarihlenen Topkapı Parşömeni ise atölyelerde kullanılan desen yöntemlerine ışık tutan, çok değerli bir kaynak olarak değerlendiriliyor.

On altıncı yüzyıl ve sonrasında Osmanlı, Safevi ve Babür dünyasında geometrik desenler hem mimarinin hem de el sanatlarının ortak dili olmayı sürdürüyor.

Hangi Sanatlarda Karşımıza Çıkıyor?

İslam geometrik desenleri tek bir sanat dalıyla sınırlı değil. Aynı düzen, farklı malzemelerde farklı biçimlerde yeniden doğuyor:

  • Mimari ve taş işçiliği: Cephelerde, taç kapılarda, mihraplarda, kubbe ve mukarnas süslemelerinde.

  • Çini ve seramik: Fas'ın zellige mozaiklerinden Selçuklu çini mozaiklerine kadar, küçük renkli parçaların bir araya gelmesiyle oluşan yüzeylerde.

  • Ahşap: Kündekâri, minber, kapı kanadı ve kafes işlerinde; çivi ve tutkal kullanılmadan birbirine geçen parçalarla.

  • Alçı ve stuko: Mihraplarda, duvar panolarında ve pencere kafeslerinde.

  • Metal işçiliği: Kapılarda, şamdanlarda ve kaplarda kakma ve oyma tekniğiyle.

  • Kitap sanatları: Kur'an sayfalarında, tezhip, cilt ve hat sanatının çevresindeki bezemelerde.

  • Dokuma: Halı, kilim ve kumaşlarda tekrar eden geometrik motifler olarak.

Hangi Coğrafyalarda Var?

Bu desen dili, dünyanın çok geniş bir kuşağında farklı yorumlarla yaşıyor:

  • Endülüs ve Mağrip: İspanya'daki Elhamra Sarayı, Fas'taki medreseler ve zellige panolar.

  • Mısır ve Suriye: Memlük dönemi Kahire'nin taş ve ahşap işçiliği, Şam'ın camileri.

  • İran ve Irak: İsfahan'ın camileri, türbeleri ve çinili kubbeleri.

  • Orta Asya: Semerkant ve Buhara'nın çini kaplı yapıları, Şah-ı Zinde ve Registan.

  • Hindistan: Babür dönemi yapılarında ve Taç Mahal çevresindeki taş kafes (jali) işlerinde.

  • Anadolu ve Balkanlar: Selçuklu ve Osmanlı camileri, medreseleri, hanları ve türbeleri.

Türkiye İçin Önemi: Türk Sanatında Geometrik Desenler

Türkler İslam dünyasının geometrik süsleme geleneğine yalnızca katılmakla kalmadı, onu kendi zevkleriyle dönüştürerek yeni bir ölçeğe taşıdı. Büyük Selçuklu dönemi İran coğrafyasında, örneğin İsfahan Cuma Camii'nin tuğla kubbelerinde, geometrik düzenlerin mimariyle birlikte düşünüldüğü örnekler veriyor. Anadolu'ya geçildiğinde bu birikim Anadolu Selçuklu sanatında yerel taş, tuğla, çini ve ahşap işçiliğiyle buluşuyor.

Anadolu Selçuklu dönemi (11.-13. yüzyıllar), Türkiye'deki geometrik desen geleneğinin en çarpıcı örneklerini barındırıyor. Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası'nın (1228-29) taç kapılarındaki taş oymacılığı, Konya Karatay Medresesi'nin (1251) çini mozaik kubbesi, Alâeddin Camii ve Sultanhanı gibi yapılar bu dönemin öne çıkan örnekleri. Beyşehir'deki Eşrefoğlu Camii (13. yüzyıl sonu) ise ahşap direkleri ve süslemeleriyle dikkat çekiyor. Divriği 1985'te, Eşrefoğlu'nun da içinde bulunduğu "Anadolu'nun Ahşap Direkli Camileri" ise 2023'te UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne girdi.

Osmanlı döneminde bu dil yeni bir olgunluğa ulaşıyor. Bursa'daki Yeşil Cami ve Türbe'nin çinilerinde, Edirne'deki Selimiye'nin ve İstanbul'daki büyük külliyelerin süslemelerinde geometrik düzenler hem yüzeyi örgütleyen hem de yapıya ritim kazandıran bir unsur olarak yer alıyor. İznik çinileri, kündekâri minberler ve kapı kanatları, sedef kakmalı ahşap işleri, tezhip ve cilt sanatı, ayrıca Anadolu'nun halı ve kilimleri, geometrik düzenin farklı malzemelerde yaşamaya devam ettiğini gösteriyor.

Bugün bu miras bizim için iki açıdan önemli. Birincisi kültürel hafıza: Tarihî yapılarımıza baktığımızda gördüğümüz desenleri çözebilmek, o yapıları yapan ustalarla bir bağ kurmamıza yardımcı oluyor. İkincisi eğitim: Aynı desenler matematiği görsel, üretken ve kültürümüzle bağ kuran bir yoldan öğrenmenin güçlü bir kaynağı olabilir. Ezgi Geometry School'da çalışmalarımızı bu iki noktanın kesişiminde sürdürüyoruz.




Peki Ezgi Geometri Okulu Neler Yapıyor?

Ben matematik öğretmeni ve bu sanata gönül vermiş biri olarak altı yıldır İslam geometrik desenler eğitimleri veriyorum. Desenleri AutoCAD'de çiziyor, Instagram'da (@ezgi_geometry_school) analizlerini paylaşıyorum, farkındalık oluşturuyorum. Aynı zamanda bir matematik öğretmeniyim ve yapay zekâ mühendisliği alanında yüksek lisans yapıyorum. Ezgi Geometry School, bu üç alanın buluştuğu yer. Çalışmalarımızı şöyle özetleyebilirim:

  • Desenleri anlayarak çizmeyi öğretiyoruz. Eğitimlerimize üçgen ve kare ızgaralarla başlıyor, ardından pergel ve cetvelle çizime geçiyoruz. Bir yıldız desenin açıyı değiştirdiğinde nasıl farklılaştığını, altıgen tabandan kare tabana geçildiğinde desenin nasıl değiştiğini birlikte inceliyoruz. Amacımız deseni kopyalamak değil, nasıl kurulduğunu görebilmek.

  • Temel ve ileri seviye eğitimler veriyoruz. Hem yüz yüze hem çevrim içi, farklı yaş ve meslek gruplarına yönelik atölyeler düzenliyoruz.

  • Geleneği dijital araçlarla buluşturuyoruz. AutoCAD, GeoGebra ve yapay zekâ araçlarıyla desenleri yeniden inceliyor, tarihî bilgiyi güncel tasarım yöntemleriyle birlikte düşünüyoruz.

  • Araştırıyor ve üretiyoruz. TÜBİTAK 4004 ve 4007 projeleri, ÜNİDES destekli çalışmalar, seminerler, sergiler ve yayınlarla bu bilgiyi daha geniş kitlelere ulaştırmaya çalışıyoruz.

  • Çocuklarla da çalışıyoruz. "Gezerek Desenlerle Geometriyi Keşfediyorum" adlı çocuk kitabım, geometriyi bir gezi hikâyesi içinde anlatıyor ve çocukları çizimin içine davet ediyor.

Geometrik desenlerle tanışmak için matematik uzmanı ya da sanatçı olmanız gerekmiyor; merak etmeniz ve bir pergelle bir cetvel bulmanız yeterli. Bu blogda ilerleyen yazılarda desenlerin tarihini, çizim yöntemlerini ve çalışmalarımızı paylaşmaya devam edeceğim. Sorularınızı ve yorumlarınızı beklerim.

Sevgiyle,

Ezgi Kara

 
 
 

Yorumlar


bottom of page